13 Eylül 2008

Datça

Anfi tiyatro yat limanına bakan çok güzel bir yere kurulmuş.

Sıcak yazdan ve çalışmaktan öylesine bunaldıkki bir an önce çok gitmek istediğimiz Datça ve Datça yarımadasına varmak için can attık.
Datça uzun yıllar virajlı ve kötü yolları nedeniyle insanların uzağında kalmış ve o nedenle daha iyi korunmuş, ama şimdilerle güzel manzaralı ve nispeten daha iyi bir yolu var. Duyduğumuza göre 235 km sahil şeridi, saymadık ama 52 tane koyu varmış.




Datça deyince akla 3B gelirmiş. Bal, Badem ve Balık. Nurlu’su, ak’ı, kababağ’ı, dedebağ’ı, sıra’sı ve diş’iyle çok çeşitleri varmış. En kalitelisi nurlu denen çeşidini dişle kırarak yenebiliyormuş ama denemedik kırmayı. Balık restaronlarında genelde heryerde bulunan çipura ve levrek var ve bunlar büyük ihtimalle Datça dışından geliyor. Şehrin ana caddesinde çevre köylerden gelen incir, üzüm gibi meyvelar satılıyor. Çok turistik görünmesede Datça da süpermarketler haricinde fiyatların yüksek olduğunu gördük.
Hayıt Bükü Datça nın en güzel koylarından birisi. Mesudiye köyünün yakınında.
Hayıt Bükü
Hayıt Bükü Datça nın en güzel koylarından birisi. Mesudiye köyünün yakınında.
Datça nın havasın sıcak olmasına rağmen nemli olmadığını ve de oksijen oranın yüksek olduğunu gitmeden okumuştuk. Hakikatten de havasını çok beğendik, hatta paramız olsa bir yer alsak da emekliliğimizde böyle bir yerde yaşasak dedik. Haikarnas Balıkçısı, Datça nın havası hakkında şunu söylemiş: "İklim tam insan boyutundadır. Sıcağıda soğuğu da insan tahammülünü aşamaz. İklimi paltoyla, sobayla ya da yelpazeyle düzeltmeye gerek yoktur."

Güneş Datça nın arkasında batıyor. Yat limanı geceleri ışıl ışıl. Dünyanın değişik yerlerinden gelen tekneler uğruyor.
Datça belediyesinin ambleminde yel değirmeni var. Modern yel değirmenleri şehrin doğusunda yükseliyor. Tekneler koylara ve yakındaki Simi adasına girmek için kiralanabiliyor.
Datça ya dünyanın her yerinden tekneler uğruyor.
Yat limanının batısında küçük bir tatlı su göleti. Yat limanının batısında küçük bir tatlı su göleti.
Şehrin başıboş köpekleri bile denizin tadını çıkartıyorlar. Anfi tiyaro yat limanını çok güzel gören bir yere yapılmış. Anfi tiyatroda yazın çeşitli çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Dünya Barış Günü kutlamalarına bizde katıldık.
Datça nın enerjisinin sırrı nefis badem ve kekik balının muhteşem karışımında.


Tekne Turu ve Bükler



Bir teknemiz olmadığına göre Datça nın birbirinden güzel koyları görmenin tek yolunun bir tekne turundan geçtiğini anladık. Sezon sonu olduğundan tekneler yoğun olarak çalışmıyorlardı.
Tekne turu uzun ve kısa olmak üzere ikiye ayrılıyor ve genelde uzun tur yarım adayı alttan devam ederek Knidos un bulunduğu burna kadar gidiyor ve çeşitli koylara uğrayıp geri dönüyor. Uzun tur (10:00-19:00 saatleri arasında ve balık + salata+makarna dahil 35 YTL istediler. Biz biraz pahalı bulmamıza rağmen tek bir tekne kalktığı için kabul ettik. Eylül başında tekne turuna katıldığımızda deniz çok dalgalıydı ve Knidos yerine Palamut bükü ne kadar gidebildik. Karayoluyla Knidos a ulaştık.

Koyların çoğuna karayolu ile de gidilebiliyor. Hayıt bükü, Palamut bükü, Aktur en çok bilinen en güzel koyların olduğu yerler.

Tekne turu ile uğrayamadığımız ve çokça methini duyduğumuz Hayıt büküne ve kızılbük e kara yoluyla gittik. Datça nın içinden günde 2-3 defa minübüs mevcut. Yol oldukça virajlı ama bir o kadar zevkli. Yol boyunca çam ağaçları ve badem ağaçları var. Her düzlükte sıra sıra arı kovanları dizili. Datça nın neden bal-badem inin ünlü olduğu belli. Yol üstünde deniz gören yerlerde inşaatları gördük. Hemen hepsi taş örme evler. İronik olaral eskiden neredeyse standart olan bu taş evleri şimdilerde ancak varlıklı kişiler yaptırabiliyorlar. Taş bina ne kadar kötü yapılsada estetik bir görünüm veriyor.

Knidos


Ege ve Akdenizin kavuştuğu yerde deniz feneri gemicilere yol gösteriyor.
Deniz Feneri
Ege ve Akdenizin kavuştuğu yerde deniz feneri gemicilere yol gösteriyor.

Knidos Datça yarımadasının en ucunda Akdeniz ve Ege denizinizin sınırı kabul edilen burunda stratejik olarak yerleşmiş. Knidos kendi yarım ay şeklinde çok ince bir karayla bağlı iki ayrı koya bakıyor. Bu koylardan birisi kuzey-batı ya diğeri güney-doğuya baktığı için her türlü rüzgar koşullarından faydalınabiliyormuş. Bir teoriye göre bu iki koy arasına bir kanal yapılmış, böylece koydan çıkması için geminin güçlü rüzgara ihtiyacı olduğunda liman değiştirebiliyormuş. Başka bir teoriye göre biri savaş gemileri diğeride ticari gemilere ait iki ayrı liman. Güney limanına şimdi yatlar demirliyor. Bir yat sahibi için eski günlerdeki gibi tarihi limana demirlemek farklı bir duygu olsa gerek. İlerde bu duyguyu yaşabilmeyi diledik.

Datça nın tertemiz büklerinden birisi
Akvaryum Bükü
Datça nın tertemiz büklerinden birisi


Datça yat limanında tiyatronun yanında bizim çok estetik bulmadığımız bir arslan heykeli var. Bu heykelin aslı ve Knidos Demeter i denen heykel 19 yüzyılın sonunda İngiltere ye kaçırılmış ve British Museum da sergileniyormuş.




Datça nın hemen batısındaki tepeye yapılmış evin kendine özel plajı bile var İnce burunda bir deniz feneri var.
İnce burunda bir deniz feneri var. Etrafta sürekli yelkenli görmek mümkün
Deniz Palamut bükünden sonra çok dalgalı olduğundan karayolundan Knidos a ulaştık.
Knidos Ege denizi ile Akdeniz in kavuştuğu yerde kurulduğunan sürekli geçen tekneler ve gemiler görülebiliyor. Deniz feneri tam ege ve akdenizin buluştuğu köşeye yapılmış.
Kaya bloklarını birbirine bağlayan bağlantılar hala duruyor.
Tertemiz deniz
Kızılbük Hayıt bükün yanında eşsiz güzelliğe sahip. Koyun en güzel yerlerine bungalov tarzı binalar yapmışlar. Mesudiye yakınındaki Hayıt bükü aynı zamanda küçük bir yerleşim yeri ve pansiyonlar ve moteller var. Hayıt bükünde yatların yanaştığı bir iskele var.
Her dakika açıklarda yelkenliler görmek mümkün Mavi ve yeşilin en güzel tonlarını gördük
Yeni yapılan binalar taş ya da taş kaplama olarak yapıldığından oldukça estetik duruyor. Burası denize bakan bir pansiyon. Kuzey ve güney limanları ince bir boyunla ayrılmış.



Eski Datça



Eski Datça, Datça nın 2-3 km yakınında Marmaris yolundan içeri giriliyor. 1990 dan ölünceye kadar Can Yücel in yaşadığından köyün ismi şairle bir anılır olmuş. Bizde köyde ilk olarak Can Yücel sokağına ve evinin olduğu yere gittik. Ev sadece bir gün ziyarete açılıyormuş. Evde ve ya bahçede herhangi bir yaşam belirtisi yoktu.


Daha sonra tüm sokaklarını dolaştık. Aslında köyün herhangi bir Anadolu köyünden farkı yok. Konum gereğide çok iyi bir yerde değil. Sanırım taş evlerin varlıklı kişiler tarafından satın alınıp restarasyon yapılmasından ünlenmiş. Çok güzel taş evlere rastladık. Dokuma atölyesi ve otantik lokantalar ve kafe ler gördük ama bunların zengin şehirlilere bir an olsun köy havası yaratıp bol paralarını almak diye düşündüğümüz için çok itibar etmedik. Köyde büyümüş birisi olarak yeterince köy kültürü almıştım nede olsa. Ama yinede birbirinden güzel taş evlere hayran kaldık.


Hava o kadar sıcak tı ki köyün girişinde kahve kafe arasında tercih yapamamış bir mekanda soluklanalım dedik. Kendi yaptıkları soğuk olarak ne var diye sorduk. Ayran ve limonata varmış. Limonata çok iyi geldi. Mekanda bir "Can baba" köşesinin olduğunu farkettik. Ve sonra Can Baba nın Eski Datça ya gelişinin hikayesini mekan sahibinden dinledik. Bunu tabiki vakit olursa başka bir yazıda yazacağım.



1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlamaları



Datça Belediyesi yat limanını çok iyi gören yere bir anfi tiyatro yaptırmış. Bizde burada barış kutlamalarını izlemek için gittik. Bilindiği üzere Datçanın güneyindeki Hisarönü körfezin ağzında kocaman Yunan adası var adı Simi. Her sene Datça lı yüzücülerle Yunanlı yüzücüler karşılıklı yüzüp ortada buluşurlarmış. Bu senede aynı aktivite yapılmış. Gecede Simi li bir müzik grubu konser verdi. Konser o kadar coşturdu ki iki şehrin belediye başkanları sık sık platformun önüne çıkıp oynadılar ve halay çektiler.

Bizim başkan yatay çizgili mavi beyaz tişört giymiş, Yunanlı başkan beyaz gömlekli ve en sonda çılgınca oynayan kişi. Yurtdışında bir süre yaşayan bir kişi olarak şunu söyleyebilirim ki insanların çoğu özellikleri birbiri ile aynı. Bu sahnedeki Türklerle Yunanların içten oyunları çok hoşumuza gitti.

September 1th, World Peace Day Celebration in Datca
Dolmuşla Hayıt büküne giderken.

On the Way to Hayıt Bükü

2 yorum:

  1. Bayıldım fotoğraflara hepsi çok güzel, çok canım çekti benim de oraları.
    Sevgiler
    Neşe Bilgin

    YanıtlaSil
  2. Arkadaşım çok güzel kareler yakalamışsın fotoğraflara bakarken bir çok duyguyu aynı anda yaşadım teşekkürler bu güzel çekimlerinin devamı dleklerimle sevgiler saygılar.....

    YanıtlaSil