Bunaldığımda ruhuma en iyi gelen şeylerden birisi gezmek. . İkizlerizlerimiz dünyaya geldiklerinden beri dolu dolu bir gezi yapmaya fırsat olmuyor. Gezi olunca hep uzak mesafeler düşünüyor. Yakındaki mekanlar zaten yanıbaşımızda nasıl olsa gideriz deyip hep ertelediğimiz yerler oluyor. Bende fırsat bu fırsat deyip yakınları keşfediyorum.
80'lerin ortalarında Özal'ın parladığı yıllardayız. Türkiye'de bir kooperatif furyasının getirdiği bir inşaat çılgınlığı yaşanıyor. Ben lisedeyim. 2-3 kişi bir araya gelip bir kooperatif kurup üye bulmaya çalışıyorlar. Babam ve iş yerinden arkadaşları da bu rüzgara kapılıp bir sahil yapı kooperatif kuruyorlar. Ucuz arazilerin bulunduğu sahillere akın başlıyor. Biz de babamlarla beraber takılıyoruz peşlerine. Yazlık yapılacak Didim'e bağlı Akbük'e gidiyoruz. Akbük o zamanlar sadece bir köy. Git gel kooperatif her türlü zorluğa rağmen bitiyor ve o zamandan bu zamana gittiğimiz yazlık mekanımız oluyor Akbük.
37°33′N 29°41′E / 37.55°N 29.683°E / 37.55; 29.683 Gömbe'ye giderken Denizli üzerinden Korkuteli'ne oradanda Elmalı'ya gitmemiz gerekiyordu. Bende uzun bir yolculuk yerine yolda duracak güzel bir yer arıyordum. Salda gölü'nü daha önce kitaplardan duymuştum ama hiç gitmemiştim. Denizli-Korkuteli yolundan çok fazla uzak olmadığını ve bir orman kampına sahip olduğunu öğrendiğimizde yolda orada kamp yapmaya karar verdik. Denizli Serinhisar'ı geçtikten sonra Burdur yoluna girdik. Güzel bir yoldan tepeyi tırmandıktan sonra gölü görmüş olduk. İlk dikkatimizi çeken gölün turkuaz rengi ve kenarındaki tuza benzer beyazlık oldu. Tepede örme yün çorap satan amcaya orman kampını sorduk, Yeşilova'ya giderken yol üzerinde dedi. Yün çoraplar yöreye özgüymüş ama yazın sıcağında bize hiç cazip gelmedi. Orman kampını kolay bulduk. İçeri girdiğimizde haftasonu için gelen gününbirlikçiler vardı çoğunlukla. Arabayla güzel bir yer ararken daha sonra adının Ali İh...
Yorumlar
Yorum Gönder